"Post Memory" serisinde, bozulmuş gerçekliğin izleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu imgeler, geçmişin artık yalnızca hatıralarda değil, dijital bozulmalar ve glitch estetiği içinde yeniden varoluşunu simgeliyor. Görsellerdeki karanlık ve çarpıtılmış sahneler, bir tür post-hafıza durumunu, geçmişin travmatik yankılarının günümüz gerçekliğinde nasıl silik ve kırılgan bir şekilde yaşadığını gözler önüne seriyor. Nükleer reaktör kazalarının ve korku sahnelerinin bu rahatsız edici estetiği, hafızanın güvenirliğini sorgularken, aynı zamanda gelecekteki potansiyel felaketlerin habercisi olarak da karşımıza çıkıyor.