Bulutların gökyüzünde süzüldüğü gibi, bir zamanlar zihnimizde iz bırakan anılar da gelip geçiyor; varlıklarını sessizce unutuşun karanlığına bırakıyorlar. Dead Memory serisi, bu kayboluşun ve karanlığa gömülüşün derin bir yankısı. Her bir kare, birer hayalet gibi süzülen, zamanla silinmiş ve biçimsizleşmiş imgelerle dolu. Anılar, hafızamızın kırılgan dokusundan kopup giderken, geride bıraktıkları boşluğu gözler önüne seriyorlar.
Bu seride, her bir görüntü, anıların birer birer sökülüp gittiği o sonsuz boşluğu işaret ediyor. Gözümüzün önünde beliren bulanık ve şekilsiz izler, geçmişin derinlerinde kaybolmuş o parlak anların solgun bir yankısı. Artık dokunamayacağımız, hatırlayamayacağımız kadar uzaklara savrulmuş o anılar; zamanın ve unutmanın karanlık nehrinde yitip gidiyor.
Dead Memory, belleğimizdeki izlerin kayboluşunu, hatırlamanın ve unutmanın sessiz trajedisini anlatıyor. Geçip giden bulutlar gibi, anılar da kayboldukça, geriye sadece boşluğun ve karanlığın derin huzursuzluğu kalıyor.