Bu eser, insan varlığının çürüyüşünü ve teknolojinin soğuk eliyle yeniden şekillenişini yansıtan bir ağıt. Başlangıçta bir diş röntgeni olarak var olan bu görüntü, yaşamın izlerini taşıyan bir kalıntıdan başka bir şey değildi. Ancak, bu kalıntı, dijital cehennemin derinliklerinde yeniden doğdu.
Diş hastanesinde elde edilen bir röntgen filmi, önce bir tıbbi kayıt olarak var olurken, daha sonra sanatın sınırlarına çekiliyor.
Eserin pratik sürecini ele aldığımızda sadece diş röntgeninden başka bir şey olmayan görüntü, yapay zeka aracılığıyla genişletilmiştir. Ardından gözlerimi bu boşluğun içine yerleştirdim; ölü bir bakış, varoluşun artık hiçbir anlam taşımadığı, dijital bir uçurumdan izleyiciye geri dönüyor. Bu gözler, hem insana dair bir varlığın kalıntıları hem de makine tarafından yozlaştırılmış bir varlık olarak karşımıza çıkıyor.​​​​​​​
Glitch estetiğiyle biçimlendirilmiş "Digital Hell," dijital dünyanın derinlerinde kaybolan bir ruhun çığlığını simgeler. Bu eser, varoluşun dijital bir cehennemde çürüyüşünü ve insanın gerçeklikle olan bağını nasıl kaybettiğini gözler önüne seriyor. Glitch, burada sadece bir görsel bozulma değil, aynı zamanda teknolojik bir dehşetin ifadesidir. Dijital dünyada bozulmuş olan, sadece imgeler değil, hatıralar, duygular ve kimliklerdir.
Bu dijital cehennemde, her bir bozulmuş piksel, kaybedilen insanlığın ve unutulmuş hatıraların bir temsili olarak karşımıza çıkar. Görüntüdeki yoğun kontrast, şiddetli bir yabancılaşmayı ve insanın dijital çağa yenik düşüşünü sembolize eder.
"Digital Hell," teknolojinin soğuk eliyle şekillenen bir varoluşu, geri döndürülemez bir biçimde bozulmuş ve yıpranmış bir dünyayı betimleyen karanlık bir post apocalypse olarak karşımıza çıkıyor.
PHOTOGRAPHY
fRaGmEnTeD_rEaLiTy

You may also like

Back to Top