Bir şeyler oluyor ama anlamıyorum, şarkı ritimleri kalp atışlarım gibi. Bir ambiyans içerisinde gibiyim. Karanlık çevre ortamı. Bir ot çekmişçesine bu mağarada kayboluşlarım. Her geçen gün biraz daha yok oluşa doğru. Peşimden gelmeyin, bu yol benim yolum. Bu rota karanlıkların içerisinden insan seslerinin şiddetinden arındırmaya çalıştığım run for your life gibi bir şeydi aslında. Ama bir trombon gibi yukardan aşağıya bir enstrümandım halbuki. Hakikatini bulmaya çalışmıyorum. Çünkü anlam bir virüs gibidir. O öldü ve gitti aramızdan. Bir organizmanın çoğu yandı. Göremedim ben. Doğmamıştım. Absürtlük gibi uzağınızda kaldım. Bu ne metni. Met. Hayır. Hayır. Hayır. Emin değilim ama ciğerlerim karardı galiba. Gözlerimden dökülen yaşlar tuzlu sudan ibaret değil. Bu bir katarsis hali. Bu ne cüret? Boğazımı saran bu dikenli teller ve çiviler sisteme olan bir öfkenin ikonuydu. Bir indekstir dünyada ve galakside ve hatta evrende yaşamam. Bir duman daha çektim. Geçti soluk borumdan ciğerlerime. 1+1 eşitmiş 2’ye. 1’e sormadınız sen 1 misin diye. Sessizlikle haz alamıyorum. Kelimeler şiddet gibi. Kelimeler gereksiz gibi. Bunca yazıp ettiğim kelimelerin bir anlamı yok mu? YOK! DADA! Sen neredeysen ben oradayım. Dilersen kelimeleri yok et dada. İstediğim her şey, ihtiyacım olan her şey hiçlik. Kalıplarınızı, yargılarınızı siklemiyorum. Bu anlaşılmadı. Ama ama ama ama ama ben dünyadayım. Bir kez fark ettiğimde dünyayı, homo sapiens olmuşum. Artık susma. Kelimeler senin, benim, onun. Kelimeler bir kanser hücresi gibi çoğalıyor. Bu durdurulamazlık nereden geliyordu? Bilincim uykuya meyilli. Anlamsız kelimeler mırıldanıyor. Artık dünya ölüyor. Bu yok oluşu kimse durduramaz. DADA! Ben ne yapmalıyım bilmiyorum. ölmesine olmasına izin verdim. Düşüp durduğumuz bu salıncaklar, artık post apocalyptic bir lieu de memoire oldu. Gerçeklik gerçeklikten sürüldü. Ve ben, atomlarıma ayrıldım. Bir anda, salıncaktan düştüm. Gerçekliğin cesediyle, içinden yaşam fışkıran bu ölü dünyanın gerçekliğiyle yüzleştim. Ama ben, ben değilmişim ki. Beni bir “el alem ne der?” kelimelerinin birleşimine layık gören bu sisteme baş kaldırışlarım var halbuki, devrim sokakta olur derler. Buyurun. Sokaktayım. Hani, siz neredesiniz? Ben bir eşik mekânım. Gelir geçer oradan buradan bedenlerinden kopmuş atom parçaları. Çığlıklarımı duyuyor musunuz? lütfen lütfen lütfen bu son kez. Artık bitti, bu bir sondur. Evet. Bitti dedim. Her şey ölümle sonlandığı bir ”gerçek”likte bu da bitti. Nokta koyuyorum. Bitti. SON…

You may also like

Back to Top