dada, artık her şey bitti. Geriye kalan her şey bir avuç kül tozları. Otoyıkım. Ve ben, gerçeklikle bağımı kopardım. Dada. Sen hiçbir şeysin. Kurtar beni zihnimden, benim trilyonlarca atomdan oluşan hücrelerim self-destruction’a uğruyor. kriz paradigmalarında varoluşum, bir virüs gibi yayılacağım. Koca bir hiçlik uğruna öldürdüler birbirlerini. DADADADADADA. Sonra tekrar doğdular, bambaşka bir varoluşla. Kırık bir cam gibi kum olup dağıldılar. Kumtaşı gibi hücrelerimin birleşiminden ibaretim. Sertleştim. kaos yükseliyor, oradan oraya dağılan yıldız tozları. postum 0 ve 1 kodlarının algoritmik sayısal çöküşünden beri ben bir veri analizi çözümleyicisiyim. sanallaştırma! bu bir mastürbasyondur, bu bir katarsis halidir ve sonunda ve sonunda ve sonunda bitişin huşuluğuna eriştiğimizde o kalan her şey, seni, beni, onu, ve onu ve onu daha da dibe, birtakım kimyasalların beynimdeki gezintileri uyardığında oluşan o ŞEY, ama neden, ama, ama, ama çığlık atmak, ses tellerinin birbirlerine değmesidir aslında. Savaş hali, patlattılar, beynimdeki sinir hücreleri, hatıralarımdır, benimmiş aslında onlar. Belki de böylesi daha zordu, o ses tellerinden çıkıp ağzına gelen ritimsiz inlemeler, aslında o da benmişim, bir bilinç çöküşüydü o, ama neden böyle olduğunu anlamak biraz daha anlamak ve biraz daha anlamak isteyişlerim, sanki kellemi elime alıp bir top gibi yuvarlamak daha basitti. Ama yapamadım. Kellem bile bir metaya dönüşebilir, bu iğrenç kapitalizm paradigmasında. Kaos, yıkıcı elektronik. Hazır mısın isyana? start the riot!!! o kendini tekrar üretir, onu yok edemezsin. transgressive sanat bir performanstır. Anlam bir parazittir. Birileri diktatör oluyor ve birileri de isyan ediyor. Bu bir tekerrürdür. Demokrasi problemli bir sistemdir, çoğunluk her zaman aptaldır. Azınlık olan biriciktir, özeldir. Onu dejenere edemezsin. Ve evet, azınlık olmak temelde anarşist bir kimliktir. New order. Yeni dünya düzeni. Ve dada artık öldü. Bu metin bir hafıza metnidir, beynin lieu de memoire’larında yerleşmiş bir ağıttır. Varolmanın dayanılmaz ağırlığı. Ve artık gerçeklik sonrası bir çağa girmiş bulunuyoruz ki yaşamımız post-truth denen ucube bir paradigmayla donatıldı. Gürültü, gürültü, gürültü!!! yayılan frekans dalgalarının beynimdeki hücreleri öldürüp yerine parazit oluştururmuşçasına bir yok oluştu sanki ama anlayamıyorum, bizler aşağılık homo sapiens türü olarak istilacı bir yaratığız. İçimi yediğin gibi seni tekrar kaybediyorum. Kemiriyor beynimi. Her şey beyinle biter. Ve ve ve ve ve tekrardan tekrardan tekrardan bilincimi kaybettim. Önümde duran karartı, benim organsız bedenim. İlk insanlar gibi tozu dumana kattılar. Bir yanardağ gibi hissedişlerim. Bak bana bir şeyler oluyor. Altta lavlar var var. O magma bir zihindirdir. Dinlendirme kendini, din, korktuğunuz şeylerden kendinizi avutma şeklidir. Bilimin ışığı. Evrenin kör karanlığı. Bu bir yok oluş manifestosudur. Kapa çeneni ve beni dinle. Kıyamet geldi. Ve ben, yalnızca doğanın, evrenin üstünlüğünü kabul eden aciz bir homo sapiens olarak bilincimin ölmesini bekliyorum. Kendimi iptal ediyorum. Birazdan üzerime bombalar yağacak. Ben bir Parrhesiastes’im. Ben bir elektrik sağlayıcısıyım. Ben bir yıkım ve kazı şirketiyim. Bizler için tek bir yol kaldı… ölümü bekleyin. Bu yalnız benim hikayem değil, hepimizin içinde olduğu bir çöküş.

You may also like

Back to Top